![]() |
||||||
![]() |
![]() |
|||||
![]() |
||||||
PARANOID PARK SİNOPSİS Genç patenci Alex, Portland’ın belalı parkı olan Paranoid Park dolaylarında bir güvenlik korumasının kazara ölümüne neden olur. OYUNCU LİSTESİ ALEX : GABE NEVINS TEKNİK EKİP SENARYO, YÖNETİM, KURGU : GUS VAN SANT YAPIMCILAR : MARIN KARMITZ ve NATHANAEL KARMITZ YAPIM SORUMLUSU : CHARLES GILLIDERT YAPIM : NEIL KOPP, DAVID CRESS CAST : LANA VEENKER, BERNEY TELSEY CSA, DAVID VACCARI YAPIM YÖNETMENİ : BRETT CANFORD GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ : CHRISTOPHER DOYLE, RAIN KATHY LI BİRİNCİ YÖNETMEN ASİSTANI : JONAS SPACCAROTELLI BİRİNCİ KAMERA ASİSTANI : CHRISTOPHER BLAUVELT MÜZİK : LESLIE SHATZ SES MİKSERİ : FELIX ANDREW KOSTÜM : CHAPIN SIMPSON SANAT YÖNETMENİ : JOHN PEARSON-DENNING BİYOGRAFİ GUS VAN SANT En İyi Bağımsız/Deneysel Film dalında Los Angeles Film Eleştirmenleri Ödülü’nü (1987) çıkış filmi olan MALA NOCHE’la (1985) alan Gus Van Sant, bugün de geniş ölçüde eleştiri ve izleyici kazanmaya devam ediyor. Van Sant’ın 90’ların bağımsız sinemasına damgasını vurmuş olan DRUGSTORE COWBOY (1989), MY OWN PRIVATE IDAHO (1991) ve EVEN COWGIRLS GET BLUES (1993) filmleri, çalışmalarının ayırt edici niteliklerini büyük ölçüde içeriyor. Van Sant’ın yönettiği kara komedi filmi TO DIE FOR (1995), Cannes ve Toronto Film Festivalleri’nde seyirciyle buluştu ve Nicole Kidman’a Altın Küre Ödülü’nü kazandırdı. Van Sant’a Oscar’da En İyi Yönetmen adaylığını kazandıran GOOD WILL HUNTING (CAN DOSTUM) (1997) dokuz dalda Akademi Ödülleri’ne aday oldu ve iki dalda heykeli kazandı: En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü- Robin Williams, En Orijinal Senaryo Ödülü- Matt Damon ve Ben Affleck. Van Sant’ın sonraki filmi, Alfred Hitchcock klasiği PSYCHO (1998)’nun tartışma yaratan yeni versiyonu oldu. Başrollerinde Sean Connery, Rob Brown, F. Murray Abraham ve Anna Paquin’in rol aldığı edebi drama uyarlaması FINDING FORRESTER (2000) milenyumla birlikte gösterime girdi. Van Sant, içine ve köklerine döndüğü filmi güzel ve sert GERRY (2002)’nin hikayesini filmin yıldızları olan Matt Damon ve Casey Affleck’le birlikte yazdı. Doğaçlama denemesi olan GERRY Van Sant’ın sonraki filmi ELEPHANT’ı (FİL’i)(2003) etkiledi. ELEPHANT’ın galası, En İyi Filme verilen Palme d’Or ödülü ile birlikte En İyi Yönetmen ödülünü kazandığı Cannes Film Festivali’nde gerçekleşti. Van Sant kariyeri boyunca dünyanın çeşitli film festivallerinde ödüller kazanarak kısa filmleri andıran işler yapmaya devam etti. Bu işlerinden biri 1982’de uyarladığı, New York Film Festivali’nde siyah beyaz gösterilen William S. Burroughs’un kısa öyküsü THE DICIPLINE OF DE’dir. 1996’da Van Sant, Allen Ginsberg’ü kendi şiiri olan BALLAD OF THE SKELETONS’ı okurken yönetti. Müziği Paul McCartney ve Philip Glass’a ait olan film 1997’de Sundance Film Festivali’nde prömiyerini gerçekleştirdi. Diğer kabul gören kısa işleri FIVE WAYS TO KILL YOURSELF (1987), THANKSGIVING PRAYER (1991), hikayesi Burroughs’a ait, Harmony Kornie’nin senaryolaştırdığı EASTER (1999). Louisville, Kentucky doğumlu Van Sant, Hollyvood’a taşınmadan önce Rhole Island Design Okulu’nu kazandı. Kariyerinin başlarında iki yılını New York’taki reklam ajanslarına ticari filmler çekerek geçirdi. Taşındığı Portland, Oregon’da sonunda ek olarak yönetmenlik ve yapımcılık yapmaya başladı ve diğer ilgi alanları olan resim, fotoğraf ve yazı yazmanın peşine düştü. 1995 yılında “108 Portraits” (Twelvetrees Press) isimli fotoğraf koleksiyonunu bastı ve iki yıl sonra film yapımına hicivde bulunan ilk romanı “Pink” (Doubleday) yayımlandı. Uzun zamandır müzikle de ilgilenen Van Sant David Bowie, Elton John, The Red Hot Chili Peppers ve Hanson gibi meşhur sanatçıların müzik videolarını yönetti. FİLMOGRAFİ 2007 Paranoid Park RÖPORTAJ GUS VAN SANT Sizi Blake Nelson’ın romanını uyarlamaya iten ne oldu? Bu roman sizin fikirlerinizi nasıl destekledi? Portland’da amatör bir patencinin hikayesiydi ve oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle öyküde ilginç olan şey hikayenin boğucu bir durumla ilgili olmasıydı. Hikayenin yapısına değişiklikler getirdiniz mi? Öykünün yapısıyla oldukça oynadım. Kitapta olmayıp da filmde olan fazla bölüm yok ama yapısal olarak oldukça değişti. Neden oyuncularınızı myspace üzerinden bulmayı tercih ettiniz? Bütün cast ajansları neden oyuncular için okulluları tercih ediyorsa bence şimdilerde özellikle My Space o kadar yaygın. Sadece filmde profesyonel olmayan oyuncuları konuşturmanın yollarını çözmeye uğraşırken diğerlerine benzedik. Neden Süper 8 ve 35mm’nin her ikisiyle de çekmeyi seçtiniz? Çünkü paten filminin malzemesi süper 8 ve bir de video bandı. Filmimizde bundan küçük bir parça kullandığımız için bazı ek paten sahnelerini süper 8’le çektik. Paten kayarken büyük bir kamerayı tutmak oldukça zor, sebeplerden biri bu. Ayrıca 35mm paten avcılarının kullanması için çok pahalı bir malzeme. Ve filmimizin geri kalan bölümü benim tercihimle 35mm ile yapıldı. Birbirini takip eden durağan karelere sahip son üç filminizden sonra Chris Doyle’u seçmiş olmanız şaşırtıcı görünebilir. Neden onu seçtiniz? Evet, Chris özgür bir sinemacı ve hızlı bir aceleci olarak bilinir. Durağan karelere ne diyeceği bilinmez. Ama bence bu doksanlardaki Wong Kar Wai döneminin bir sonucu. İlk kez Kar Wai ile çekim yapmaya başladığında oldukça sabit kadrajlar oluşturuyorlardı. Ben uğraştım ve Chris’i durağan olmayanın topraklarına ve olabildiğince geniş bir görüş açısının alanına doğru ittim. Ama Chris biraz tedbirliydi. “İyi, kendimizi tekrarlamak istemiyoruz” diyordu. Yani kendimizden zamanda durağan olmayan, tripotla bağlantılı ve sadece bazen elde taşınabilen bir parça yaratmak için buradayız. İçinde birçok değişik tarz bulunuyor. Son dönem Kar Wai filmlerindeki bilgimden kaynaklanan ve onlardan cesaret aldığım çok sayıda ağır çekim sahne var. Ama Chris diğer şeylerin içinde oldukça durağan kadrajlamaya sahip “Lady in the Water”ı seçti. Ama paten dünyası sabit çerçevelerle bilinmez çünkü dünya tekerleklerin üzerindedir. İlk olarak özellikle Süper 8’in kullanıldığı bazı bölümlerin daha uzun olduğunu duydum. Ayrıca sesle ilgili daha çok iş var. Post prodüksiyonun dayandığı nokta nedir? Hayır, super 8 bölümleri, birkaç fazla paten bölümünün eklenmesi dışında, filmde olduğu halinde. Ses büyük ölçüde Sound/Music kompozitörleri tarafından ses alıcılarıyla detaylandırıldı. Ses işinde çok basit uygulamalar yaptık ama Ethon Rose tarafından kullanılan ses alıcıları oldukça komplike oldu. Bizim aldığımız kayıtlar ara sıra filmle örtüştü. Fakat müzik fazla geleneksel olmadı. Post prodüksiyon yoğun değildi ve iki haftadan fazla bir zamanda ortaya çıktı. Leslie Shatz ses tasarımcısı oldu. Paranoid Park MK2 tarafından üretilen ilk filminiz, nasıl bir değişiklik oldu? Yapımcı partner olarak MK2’yle film üzerine çalışmak gerçekten harika bir deneyim oldu. Antonie Thirion. BLAKE NELSON biyografi Blake Nelson Portland, Oregon’da büyüdü. CHRISTOPHER DOYLE görüntü yönetmeni 90’ların sonlarında Du Ke-feng –“Rüzgar Gibi” anlamına gelen doğulu ismi- Gus Van Sant’ın yeniden tasarladığı PSYCHO’nun çekimleri için Hollywood’da bir süre mola verdi. Bir yıl sonra AWAY WITH WORDS (Tadanobu Asano ile birlikte) filmiyle ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi. 2005 yılında, Paris’te, yirmi farklı yönetmenin değişik skeçlerinden oluşan PARIS JE T’AIME için bir film yönetti. Hem Doğu’nun hem de Batı’nın önemli festivallerinde birçok ödül kazandı. FİLMOGRAFİ seçme 2007 2006 2005 2004 2003 2002 2001
2000 1999 1998 1997 1996 1995 1994 1991 1986 1983 MK2 YAPIMLARI Marin Karmitz 1973’den beri dünya çapındaki festivallerde ödüller kazanan yüzden fazla filmin yapımcılığını yaptı. GUS VAN SANT’LA RÖPORTAJ Oyuncularınızı sahiden Myspace üzerinden mi buldunuz? Oyuncular Myspace üzerinden değildi ama biz Myspaceden bir duyuru yaptık (güler). Oyuncularınızı neden okul öğrencilerinden seçtiniz? Sizce nedeni, profesyonel oyunculara nazaran bir çeşit masumiyete sahip olmaları olabilir mi? Onlar kesinlikle bu işin kötü yanına sahip değiller çünkü profesyonel olmak demek toplanmış ve seçilmiş sınırlara bağlı olan bir düzenin ve stilin olması demek; “Bunu yapmanın yolu budur, bunu yapmanın yolu bu değildir” demek. Aktör olmayan biri bu tür sınırları olmadığı için sadece yapması gerekeni kolayca yapacaktır. Sosyopatik davranıştan mı esinlendiniz? Katillerden değil ama Nicole Kidman’ın oynadığı TO DIE FOR’daki gibi sosyopatik davranışların belirli tiplerinden etkilendim. ELEPHANT’la okullarda meydana gelen şiddet olayları daha fazla dikkatimi çekti ama aynı zamanda farklı şiddet türlerini de barındırıyor. Film ilginç bir noktaya yükseliyor. Bu temanın büyük kısmı Lauren (McKinney) tarafından eklendi. Savaş hakkında konuştu ve doğal olarak başka çocuklar bu konuyla ilgilenmedi. Kitap uyarlamalarında büyük artış görülüyor… Bence sinemacılar çok daha kolay olduğu için sık sık kitapları kullanıyor! Kitaptan esinleniyorlar ve yeni baştan bir hikaye yazmaktansa öykünün canlandırılması daha kolay oluyor. Bunu şöyle düşünebiliriz, bir kitap da birinin hikayesi üzerinden uyarlanıyor. |
||||||